Tom’un diş ağrısı var. Dişi çok ağrıyor.
Tom har tandvärk. Hans tand gör väldigt ont.
Dişçiye gitmesi gerekiyor ama önce acıyı dindirmek için bir şeye ihtiyacı var.
Han behöver träffa sin tandläkare, men först behöver han någonting mot smärtan.
Arabayla en yakın eczaneye gidiyor.
Han kör till det närmsta apoteket.
“Dişim ağrıyor. Bunun için bir şeyiniz var mı?” diyor.
“Jag har tandvärk” säger han. “Har du något för det?”
“Evet, bu ağrı kesicileri alabilirsiniz. Bu ilaçlar için bir reçeteye ihtiyacınız yok.”
“Ja, här är några smärtstillande. Du behöver inte recept för dessa.”
“Teşekkür ederim. Ne kadar tutuyor?”
“Tack. Hur mycket kostar de?”
“9 avro tutuyor. Ama bir dişçiye görünmelisiniz.”
“De kostar nio euro. Men du borde träffa en tandläkare.”
“Tamam, diş doktorumu yarın sabah arayacağım.”
“Okej, jag ska ringa min tandlärare i morgon bitti.”
“Eğer daha güçlü bir ilaca ihtiyacınız olursa diş doktorunuzdan veya başka bir doktordan reçeteye ihtiyacınız olacak.”
“Om du behöver starkare medicin så behöver du få ett recept från din läkare.”
“Teşekkür ederim! Hoşça kalın.”
“Tack! Hej då.”